Aydın Doğan’ın FETÖ aşkının sırrı ortaya çıktı

Fetullahçı Terör Örgütü’nün Aydın Doğan’ın bütün telefonlarını uzun süre dinlediği ve bütün kirli çamaşırlarını önüne koyarak devşirdiği belirlendi. Şimdi savcılık, hem Aydın Doğan’ın kirli çamaşırlarının hem de dinleme skandalının üstüne gidiyor.

Seçimlerle iş başına gelen, ancak kendi çıkarlarına ters düşen her hükümetin yıkılması için her türlü kirli ittifakın içinde yer alan medya patronu Aydın Doğan, başta Gezi olayları olmak üzere hem terörü hem de FETÖ’yü canla başla savundu. Dinleme kayıtları arasında, Gezi olaylarında sahibi olduğu Divan Otel’i vandalların sığınması için açan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç’un eşi Caroline Nicole Koç da bulunuyor. Öte yandan Doğan’ın çevresindeki birçok isim ve Hürriyet Yönetim Kurulu Başkanı Vuslat Doğan Sabancı ile Mehmet Yörük de dinlenenler arasında.FETÖ’nün çizdiği stratejiye harfiyen uyan Doğan’ın bu desteğinin nedeni, HSYK Başmüfettişinin yürüttüğü FETÖ soruşturmasında ortaya çıktı.

TÜM ÇEVRESİ TAKİPTE

FETÖ, Aydın Doğan’ın kızından, şirketinde çalışan yöneticilere, hatta vakfına varıncaya kadar birçok önemli ismi dinledi. Dinlemeler neticesinde tespit ettiği bütün akçeli işlerini ve bir takım bağlantılarını önüne koyarak Aydın Doğan’ı devşiren FETÖ, bu dosyaların bir kısmını kapattı, bir kısmını da sakladı. Son dönemde örgüte destek veren birçok yazarın o dönemde dinlenenler arasında bulunduğu da ortaya çıktı. “Terör örgütü üyeliği, suç örgütü üyeliği” gibi suç isnatlarıyla telefonları teknik takibe alınan ve telefon konuşmaları dinlenen gazeteciler arasında Yılmaz Özdil, Uğur Dündar, Ruhat Mengi, Aslı Aydıntaşbaş, Tufan Türenç, İsmail Küçükkaya, Ruşen Çakır, Şirin Payzın Acet, Faruk Bildirici, Oylum Talu, Mirgün Cabas, Engin Ardıç, İbrahim Yıldız, Amberin Zaman gibi isimler yer alıyor. Kamuoyu, AK Parti’nin 1 Kasım seçimleriyle güçlü bir şekilde iktidar olmasıyla birlikte çok keskin bir ‘u dönüşü’ yapan Aydın Doğan’ın, hangi kirli çamaşırıyla tehdit edildiğini, hangi dosyaların FETÖCÜ savcılar tarafından örtbas ettiğini, ve en önemlisi bu tapelerin nerede ve kimlerin elinde olduğu sorusunun cevabını arıyor.

TAKMA İSİMLER KULLANILDI

Ali Fuat Yılmazer’in hazırladığı kararlarda, bazı ünlü isimlerin sadece telefon hatlarının dinlenilmesiyle yetinilmeyip, IMEI numarası üzerinden telefon cihazının da dinlemeye alındığı ortaya çıktı. IMEI numarası üzerinden yapılan dinleme sayesinde, telefon numarası değiştirilse bile dinlemeye alınan telefon cihazına takılan tüm telefon hatları da dinlemeye takılmış oldu. Telefon cihazı dinlenen ünlüler arasında Caroline Nicole Koç, Mehmet Emin Karamehmet, Mustafa Süzer, Altaca Dershaneleri’nin sahibi Erol Altaca, Hüsamettin Kavi, Mehmet Yörük, Ali İhsan Karacan, Süleyman Kocakaya, TÜSİAD Başkan Danışmanı Memduh Karakullukçu gibi isimler yer aldı. Caroline Nicole Koç‘un telefonunun dinlenmesi yönündeki üçer aylık zaman dilimlerinde tekrarlanan ve 10 Temmuz 2008’den 30 Mart 2009’a kadar süren mahkeme kararlarında, Koç’un adının açıkça yer almadığı, “Canan…” ve “Canan Koç” uydurma isimlerinin kullanıldığı, “terör örgütü üyeliği” suç isnadında bulunulduğu belirlendi. Çukurova Holding’in patronu Mehmet Emin Karamehmet’in de “terör örgütü” suçlamasıyla 10 Ekim 2008’den 9 Haziran 2009’a kadar “Mehmet Kara” adıyla yasaya aykırı biçimde teknik takibe alındığı ortaya çıktı.

DOĞAN’DAN SES YOK

Usulsüz şekilde dinlenenler listesinde bulunan birçok isim, skandala tepki gösterdi. İstanbul Ticaret Odası Başkanı İbrahim Çağlar, teknoloji çağında şahıs dinlemelerinin kıymetiharbiyesi kalmadığını söyledi. İş adamı Erol Altaca da “Beni rakip gördüklerinden dolayı dinlemişlerdir. Ben öteden beri, belki de devletten önce bunların CIA ajanı olduklarını söyleyip duruyordum. Türkiye’ye zarar verdiklerini ve dini bir topluluk olmadıklarını, dini kullandıklarını sürekli anlattım. Şimdi zaten her şey ortaya çıktı” sözleriyle tepkisini dile getirdi. Gazeteci-yazar Mehmet Faraç ise “Tazminat hakkımı da saklı tutuyorum, bu davayı takip edeceğim, kendim de dava açacağım” ifadelerini kullandı. Ancak hemen her olayda açıklama yapan, hatta daha da ileri giderek Hürriyet Gazetesi’nin 1. sayfasından yayınlatan Doğan’dan herhangi bir açıklama gelmedi. Medya patronu Doğan’ın suskunluğu akıllarda soru işareti bıraktı.