Cennete Girecek İlk 7 Kişi

Nihat Hatipoğlu Cennete Girecek İlk 7 Kişiyi anlatıyor.

Cennete Girmeyi Kazandıran Sebepler
1- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Cennete girecek olan ilk kişi üç ikisi ile cehenneme girecek olan ilk üç kişi bana gösterildi. Cennete girecek olan ilk üç kişi şehit, Rabbine karşı ibadetini güzel yapıp efendisine sadık olan köle ve iffetli, namus­lu kişi. Cehenneme girecek olan ilk üç kişiye gelince:
Toplumun başına musallat olan sultan, malının zekâtını vermeyen ser­vet sahibi ve kendiğini beğenmiş yoksul.”[731]
2- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“İyilik insanlar arasında kesilebilir, fakat Allah ile o iyiliği ya­pan arasında kesilmez.”[732]
İnsanlar, iyiliğe karşı teşekkürü kesebilirler. Hatta iyiliğe karşı kötülükle mukabele edebilirler. Fakat iyilik, Allah katında hiç bir zaman za­yi olmaz. Cenâb-ı Hakk, iyilik yapan kişiye mükâfatını en iyi şekilde verir.[733]
3- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Cehennem halkı bütün kaba, boşboğaz ve kibirli kişilerdir. Cennet halkı da güçsüzler ve yenik düşenlerdir.”[734]
Cennet halkını zayıfların ve güçsüz kişilerin ve halk arasında ye­nik düşenlerin teşkil edecekleri belirtilmektedir ki, burada güçsüzlerden maksat, bedenden güçsüz olanlar değil, manevî ve maddî yönden güçsüz olanlardır. Çünkü Peygamber-i Zîşân efendimizin diğer bir hadis-i şeriflerinde güçlü mü’min güçsüz mü’minden daha hayırlı olduğu, mamafi her iki­sinde de hayır bulunduğu belirtilmiştir. Aynı zamanda cennet halkının çoğunluğunu yoksul kişilerin teşkil edeceğine dair olan hadis-i şerif de bura­daki güçsüzlerden maksadın yoksullar olduğunu gösterir.[735]
4- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Beni görüp de bana iman edene ibir defa ne mutlu ve (fakat) be­ni görmeden bana iman edene yedi defa ne mutlu!.”[736]
5- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Kendi kusurları kendisini başlkaların kusurlarından meşgul eden malının fazlasını dağıtan, sözünün fazlasını tutan ve Sünnete ayak uydurup ondan bid’at yoluna sapmayan kişiye ne mutlu!.”[737]
6- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Dilini tutan, yuvasına bağlanan ve hatasını anlayan kişiye ne mutlu!.”[738]
7- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“İslâm’a hidayet edilip de geçimi yetecek kadar olan ve buna kanaat edene ne mutlu!.”[739]
8- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Herkesten önce Alılah’m gölgesine varanlara ne mutlu! Onlar ki kendilerine hak verildiği zaman onu kabul ederler, kendilerinden hak istendiği zaman onu verirler ve kendileri için hüküm verircesine başkaları için hüküm verirler.”[740]
9- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Mesih (İsa) den sonraki hayata ne mutlu! Göğe yağmur indir­me, toprağa da mahsul çıkarma müsadesi verilecektir. Şöyle ki, sen tane­ni taşa eksen bitecektir. Hatta insan, aslanla karşılaşacak fakat zarar vermeyecektir, yılana basacak fakat yılan onu sokmayacaktır. Hasisleşmek, (cimrileşmek) hasetleşmek ve birbirine karşı kin gütmek ortadan kalka­caktır.”[741]
10- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Geceyi haccetmiş olarak geçiren ve sabaha gezi olarak çıkan kişiye ne mutlu! O insan ki durumunu belli etmez, çoluk çocuk sahibidir, namusludur ve dünyanın azına kanaatkardır. Çoluk çocuğunun yanma güle­rek girer ve onların yanından gülerek çıkar. Benliğine hakim olan Yüce Zat’a yemin ederim ki haccedener ve Allah yolunda gazi olanlar işte onlardır.”[742]
11- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Allah yolunda cihatta iken Cenâb-ı Allah’ı çokça zikreden kişi­ye ne mutlu! Her kelime mukabilinde ona yetmişbin sevap vardır ve her se­vap, on misliyle mukabele eder. Kendisine fazla olarak Allah katında hazır­lanan da buna eklenir. Nafaka da,(Allah yolunda yaptığı harcamaların değer­lendirilmesi de) bu minval üzeredir.”[743]
12- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Cahilliği bırakıp faziletli takman ve adaletle iş gören kişiye ne mutlu.!”[744]
Burada cahillik, faziletin karşıtı olarak kullanılmıştır.[745]
13- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Bir eksikliğe uğramadan tevazu gösteren, miskinliğe düşmeden kendini alçaltan, haram katmaksızın topladığı maldan dağıtan, ilim ve hikme sahipleriyle oturup kalkan, kimsesiz ve çaresizlere merhamet eden ki­şiye ne mutlu! Nefsini alçaltan, kazancını temiz tutan, içi güzel ve dışı soy­lu olan ve şerrini insanlardan uzatk tutan kişiye ne mutlu! İlmiyle amel eden, malının fazlasını dağıtıp sözünün fazlasını tutan kişiye ne mutlu!”[746]
14- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Sana cennetin sultanlarını bildireyim mi? Onlar güçsüz, ezilen, eski püskü elbiseliği kendisine değer verilmeyenlerdir. Ancak Allah’a (bir işin olması hususunda) yemin etse Cenâb-ı Allah onu yemininde doğru çıka­rır.”[747]
15- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“İyilerinizi ve kötülerinizi size bildireyim mi? İyiniz, iyiliği umu­lan ve kötülüğünden emin olunandır. Kötünüz de iyiliği beklenmeyen ve kö­tülüğünden emin olunmayandır.”[748]
16- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“İnsanların iyilerini ve İnsanların kötülerini size bildireyim mi? Cenâb-i Allah’ın yolumda atının üstünde veya devesinin üstünde (süvari ola­rak) veya yaya (piyade) olarak ölünceye kadar savaşan kişi İnsanların iyilerindendir. Allah’ın kitabını okuduğu halde onun emirlerinden hiç birine ku­lak asmayan cüretkâr ve fasık kişide insanların kötülerindendir.”[749]
17- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Yarın kendisine cehennem ateşi haram (değmeyecek) olan kişiyi size bildireyim mi? Her uysal, yumuşak, insanlara yakın ce müsamahkâr kişi.”[750]
18- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Cennetlik olan erkeklerinizi size bildireyim mi? Peygamber cen­nete, şehit cennete siddîk (dosdoğru kişi) cennete, çocuk cennete ve şeh­rin bir ucundaki din kardeşini Allah içirt ziyaret eden kişi cennettedir. Cen­netlik olan kadınlarınızı da size bildireyim mi? Erine karşı çok muhabbeti olan doğurgan olan ve kendisine bir haksızlık yapıldığı zaman “işte elim elinde! Sen razı olmayınca uyku tatmayacağım!” diyerek (erinin rızasını almaya) sık sık dönen kadın.”[751]
19- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“İyilik, cennet kapılarından bir kapıdır ve kötü ölümleri önler.”[752]
Ölümün kötü yerlerde ve kötü durumlarda meydana gelmesini ön­ler veya ömrün artmasına da vesile olabilir.[753]
20- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Kişide iyi bir haslet bulunur ve fon haslet yüzünden Cenâb-ı Allah onun bütün amelini iyi kılar. Kişinin namaz için temizlenmesi ki, Cenâb-i Allah bunu onun günahlarına keffâret kılar ve namazı kendisine fazla olarak kalır.”[754]
Buradaki günahlardan küçük olanlar kasdedilmiştir. Abdestin bun­lara keffâret olduğu, namazın ise bütünüyle sevap olarak yazıldığı belirtiliyor. Başka bir hadis-i şerifde de, namazların, aralarında bulunan küçük günahlara keffâret olduğu belirtilmiştir, Abdest, namazın bir şartı olduğun­dan onun bir parçası olarak sayılır ki bu hadîsde, namazın bu parçasının, günahların keffâretine yettiği kaydedilmektedir.[755]
21- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“İyilik yapmak, kötü ölümlerden korur.”[756]
22- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Bol bol selâm vermek ve güzel söz söylemek, Allah bağışlanmanın gerekçelerindendir.”[757]
Bol selâm, tanıdık ve tanımadık herkese selâm vermeyi adet edinmekle tahakkuk eder. Müslümanlara, ırk, iyi ve kötü ayırt etmeksizin selâm verilir. Gayri müslimlere ise, selâm verdikleri takdirde mukabele edilir.[758]
23- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Hayır ve şer (hazineleri Allah katındadır ve bunların anahtarla­rı da kişilerdir. Allah tarafından hayrın anahtarı ve şerrin kilidi kılınan ki­şiye ne mutlu; Allah tarafından şerrin anahtarı ve hayrın kilidi kılınan ki­şinin de vay haline!.”[759]
24- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Beş şey vardır ki, her kim bunlardan birini yaparsa Cenâb-ı Allah’ın (bağışlama) garantisine sahip olur: Hastayı ziyaret eden, cenaze­yi teşyi eden, savaşa çıkan, liderinin yanına ululamak ve ağırlamak için giren veya evinde oturarak insanlar ondan ve kendisi de insanlardan selâ­mette olan kişi.”[760]
25- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Beş şey vardır ki, her kim bunları Cuma günü yaparsa Cenâb-ı Allah onu cennet halkından kılar: Cuma günü oruçlu olan, Cuma namaz na giden, hasta ziyaret eden, cenazede bulunan ve köle azat eden kişi.”[761]
26- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Altı haslet hayırdandır: Allah’ın düşmanlarına karşı kılıçla cihat etmek, yaz günü oruç tutmak, felâket zamanında iyi tahammül göstermek, haklı olduğun halde atışmayı bırakmak, bulutlu günde namazı erken kılmak ve kış günlerinde abdesti güzel almak.”[762]
27- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Altı şey vardır ki, her kim bunlardan birini yaparsa kıyamet günü ahdi (kendisine verilmiş bir söz) olduğu halde gelecek ve bunlarda her biri, “beni işlemişti!” diyecektir: Namaz, zekât, hacc, oruç, emaneti: tediyesi ve sıla-ı rahim (hısım akraba ziyareti).”[763]
28- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Altı meclis vardır ki, mü’rnln kişi bunlardan herhangi birinde bulunursa Cenâ’b-i Allah’ın (bağışlama) garantisine sahip olur: Allah yo­lunda (cihadda), cemaatla namaz kılınan mescidde, hasta yanında, cenazede. evinde çoluk çocuğu arasında veya ululadığı ve ağırladığı âdil bir hükümdarın yanında.”[764]
29- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Üç haslet vardır ki, bunlar kim kimde bulunursa o kimse sevaba hak kazanır ve imanın bütünleri: İnsanlarla iyi geçinmesini sağlayan ahlak, Allahin yasaklarından kendisini alıkoyan dindarlık ve kendisini Cahilin ca­hilliğine misliyle mukabele etmekten çeviren müsamahakarlık.”[765]
Hilm, Arap dilinde geniş, yavaş ve yumuşak olmak manâlarında kullanılır ve geniş, yumuşak ve yavaş olan kişiye halîm denir. Halim olan kişinin en önemli yanı da müsamahakâr olmaktır. Biz onun bu yanına ağır­lık vererek, hadisi tercüme ederken “hilm”i “müsahakârlık” olarak tercü­me etmiş bulunuyoruz. Cahilin cahilliğinden, münasebetsiz sözler ve sert çıkışlar kasdedilmektedir. Toleranslı insan bunlara misliyle mukabele et­mez.[766]
30- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Üç şey vardır ki, bunlar her kimde (bulunursa Cenâb-i Allah, kendi gözesinden başka gölge bulunmayan günde o kimseyi arşının gölge­si altında gölgelendirecektir: Güçlüklere (soğuk ve benzeri şeyler) rağmen abdest, karanlıklarda camilere yürümek ve açları yedirmek.”[767]
31- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Üç şey vardır ki, herkim Allah’a güvenerek ve Allah rızası için bunları yaparsa Cenâb-i Allah’ın, ona (her hususta) yardım etmesine ve onun her işini bereketli kılmasına hak kazanır. Allaha güvenerek ve Allah rızası için her kim bir köleyi kölelikten kurtarmaya çalışırsa Cenâb-i Allah’­ın ona yardım etmesine ve her işini bereketli kılmasına hak kazanır. Her kim Allah’a güvenerek ve Allah rızası için işlenmemiş bir toprağı ihya eder­se Cenâb-ı Allahın ona yardım etmesine ve her işini bereketli kamasına hak kazanır.”[768]
Mübarek kılmak; bereketli, feyizli, hayırlı, uğurlu, kutlu kılmak anlamlarını taşımaktadır. Meselâ bir toprağı ihya eden, tarıma elverişli duruma getiren bir insanın bu hareketinin mübarek kılınmasının manâsı, be­reketli ve verimli kılınmasıdır. Allah rızası için evlendiği hanımın kendisi için mübarek olmasının manası da, hayırlı ve uğurlu olmasıdır.[769]

Yorumlar