Meğer Ne Çok Sorosbu Çocuğu Varmış

Yeni Akit Gazetesi Genel Yayın Koordinatörü Hasan Karakaya’nın 26 Kasım 2015 tarihli yazısında Rus jetinin düşürülmesinin ardından yine kendisine iftiralar savuran malum kesime karşı ‘Klavye Kahramanları’ diye seslenerek yazdığı ‘Meğer ne çok sorosbu çocuğu varmış’ başlıklı yazısında durum tespitini net bir şekilde yaptı.

İşte Hasan Karakaya’nın o yazısı:

Neyzen Tevfik, bir gün İstiklal Caddesi’nde yürürken; “Ulan Orospu Çocukları” diye bağırmış!..

Herkes, dönüp bakmış!..

Neyzen Tevfik gülümsemiş;

“Amma da çokmuşsunuz!”

………..

Ben Neyzen Tevfik olsaydım, çıkardım Taksim Meydanı’na; alırdım elime “bazı televizyonları, bazı gazeteleri ve bazı klavye kahramanları”nı, hançerem yırtılırcasına bağırırdım;

“Sorospu çocuklarıııı!”

Herhalde, hepsi dönüp, bakardı!..

Ben de derdim ki;

“Amma da çokmuşsunuz!”

KİMDEN YANASIN AYDIN BEY?

Ali İhsan Karahasanoğlu’nun dünkü yazısını okumuş olmalısınız..

Aydın Doğan’ın Radikal’inde yazan Ezgi Başaran’ın, “tarafını” anında ilan ettiğini yazıyordu…

Ezgi Başaran demiş ki;

“Bir ay önce ‘hata’ dedik geçtik, şimdi jeti vurduk, pilotun kanlı yüzünün etrafında tekbir getirenlerin videosu da tuz biber… Nereye böyle Türkiye?

Bu videonun Rusya’nın atacağı adımlara etkisi olacaktır, şüphesiz. Suriye operasyonlarında çok daha agresif davranacaktır. Özellikle Türkmenler için hayat daha da zorlaşacaktır. Rusların da bulduğu ilk fırsatta bir Türk jetini düşüreceğini tahmin etmek de yüksek jeopolitik bilgisi gerektirmiyor.”

Aydın Doğan’ın bir başka maaşlı elemanı olan Şirin Payzın ise; önceki gün attığı “twit”lerde, “Putin’in ve Lavrov’un açıklaması”nı aktarmış!..

Lavrov’un açıklamasından sonra, tur şirketinin Türkiye’ye yönelik iptallerle ilgili açıklamasını aktarmış…

Rusya lehine, Türkiye’yi tehdit eden Kadirov’un açıklamasını aktarmış.

Ama Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız ve Genelkurmay Başkanlığı’nın da açıklamasını tek kelime ile de olsa görmemiş.

Ali İhsan Karahasanoğlu, bunları aktardıktan sonra, Aydın Doğan’a seslenmiş;

“Söyler misin Aydın Doğan,

Bu kadar net, milli bir dâvâda..

Senin elemanların, Ruslar lehine taraf tutuyorsa… Sen nasıl bu vatanın milli bir evladı oluyorsun?”

PRAVDA MISIN BE ADAM?

Sadece Aydın Doğan mı?.. Sadece Ezgi Başaran ve Şirin Payzın mı?..

“Kürt Alevileri”ne hitap eden ve çalışanlarının çoğu da “Marksist-Leninist” ve de “Ateist” olan Birgün gazetesinin attığı manşete ne demeli?..

Dün, “9 sütuna manşet” atmışlar:

“Taşeron görevde”

Taşeron kim?..

Elbette AKP(!)

Evet, evet;

Birgün’e göre; “Sırtını NATO’ya dayayıp, Rus savaş uçağını düşüren AKP!”

Bazen, böyle; “Bizden yana değil de domuzdan yana” olanları görünce, Neyzen Tevfik geliyor aklıma!..

Şu hâle bakın;

Adamlar, “Pravda” gibi manşet atıp, Rus Devlet Başkanı Putin’in, Türkiye’yi kasteden “Terör destekçileri sırtımızdan bıçakladı” sözünü 2. manşet yapmışlar iyi mi?..

İşte biz, bu adamlarla, maalesef aynı ülkede yaşıyor, aynı havayı teneffüs ediyoruz!..

Eskiden, kızdığımızda “Komünistler Moskova’ya” diye slogan atardık… Şimdi ise, komünistler maalesef içimizde!..

KİM DEMİŞ SANSÜR VAR?

Cumhuriyet’i, Özgür Gündem’i, Ortadoğu’yu, Evrensel’i, Sözcü’yü ve Aydınlık’ı saymıyorum…

Peki, “CHP’lilerin yarı resmi gazetesi Yurt”ta yazan “Suriye vatandaşı Hüsnü Mahalli”nin yazdıklarına ne diyelim?..

Hüsnü Mahalli, dün demiş ki;

“AKP, Rus uçağını bilinçli ve kasıtlı düşürerek, çılgınlığı tercih etti… Putin’i tanıyanlar; onun, bu saldırıyı karşılıksız bırakmayacağını bilir.”

Tehdite bak, tehdite!..

Lütfen dikkat;

Hüsnü Mahalli, bu yazıyı “Suriye’deki bir gazete”de veya “Rusya’daki bir gazete”de değil, “Ulusalcı CHP”nin gazetesi Yurt’ta yazıyor, iyi mi?..

Daha açık ifadesiyle; “Türkiye’de oturup, Türkiye düşmanlığı yapıyor!”

Merak ediyorum;

Hüsnü Mahalli, Suriye’de yaşıyor olsaydı; “AK Parti Hükümeti” hakkında yazdıklarını, “Esed yönetimi” hakkında da yazabilir miydi?..

Nerdeee… Anında infaz ederlerdi!..

Bakmayın “sansür-mansür” dediklerine;

Türkiye; medyası gerçekten “özgür” bir ülkeymiş ki, “devlet ve halk düşmanları”na hâlâ anlayış gösteriyor, hâlâ tahammül ediyor!..

KLAVYE KAHRAMANLARI!

Yazının burasına gelmişken, bir “yanlış anlama”ya yol açmamak için, açık ve net olarak şunu ifade edeyim…

Yazının başlığındaki;

“Meğer ne çok Sorospu çocuğu varmış!” ifadesi, şu ana kadar eleştirdiğim “kişi ve kuruluş”larla ilgili değildir!..

“Sorospu Çocukları” kapsamına girenler, “bundan sonrakiler”dir!..

Neyzen Tevfik, eğer yaşasaydı, bunlara, herhalde böyle hitap ederdi:

“Ulan Orospu Çocukları!”

Tabiî, o zamanlar George Soros ve George Bush yoktu…

Dolayısıyla, benim; “ikisinin karışımı”ndan elde ettiğim “Soros-Bush çocukları” ya da kısaltılmış ifadesiyle “Sorospu Çocukları” ifadesi, henüz edebiyat metinlerine girmemişti!..

Demek istiyorum ki; Neyzen Tevfik bugün yaşıyor olsaydı, derdi ki;

“Ulan Sorospu Çocukları!”

Kime derdi?..

Şu “twitçi”lere!..

Bakın, neler yazmışlar;

l “Putin karşılık olarak Erzurum, Samsun, Konya’ya iki füze atsa, iyi olurdu.”

l “Rusya; Erzurum, Rize, Trabzon ve Konya’yı vurursa, yemin ederim lokum dağıtacağım.”

l “Erzurum, Kars, Ardahan bölgesini Ruslara bırakalım, konu kapansın bence.”

l “Erzurum’un dümdüz edilmesi için bence de iyi zamanlama… Nerde Kızılordu?”

Bunlar var ya, bunlar; tek kelimeyle “Sorospu Çocukları”dır!..

Bunlar, mümkünatı yok, bu ülkede yaşayan bir “anne-babanın evlâdı” olsun!.. Bunların belki anaları “belli”dir ama, babaları “yüzelli”dir!..

Öyle olmasa;

Üzerinde yaşadıkları ülkenin çıkarlarını düşünürlerdi, Rusya’nın değil!..

O KADAR ÇOKLAR Kİ!

Bunlar var ya, bunlar;

“Türk tarihi”ni, ekrandan seyrettikleri “Muhteşem Yüzyıl” ya da “Kösem Sultan”dan öğrenip, bu dizilerin “Türkiye tarihi”ni anlattığını zanneden “zavallı”lardır, “cahil”lerdir, “kuş beyinli”ler ve hatta “beyinsiz”lerdir!..

Bunlar; “geri zekâlı” bile olamayacak derecede “Gezi Zekâlı”lardır!..

Haa, unutmadan söyleyeyim;

Bunlardan bazıları var ya, bir de kendilerine “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” demişler ya, işte o zaman kahkahalarla gülüyorum…

Ulan, siz; “Mustafa Kemal’in Askerleri” değil, olsanız olsanız; “Sorospu Çocuğu” olursunuz!..

O kadar “Türkiye düşmanı”sınız ki!..

O kadar “çok”sunuz ki!..

“Ulan Sorospu Çocukları” diye bağırsam;

Hepiniz dönüp bakacaksınız!..

*************************************************************************

Yeni Asya’yı, Pensilvanya Çetesi mi ele geçirdi?

“Tahşiye” denilince, ne gelir aklınıza?..

Sizi bilmem ama, “Tahşiye” denilince, benim aklıma; “Devlet içerisine çöreklenmiş bir ihanet örgütünün kumpasını deşifre eden ve onu kıskıvrak yakalatan mücadelenin sembolü olan bir yayınevi” gelir!..

İşte bu yayınevinin sahibi olan Mustafa Kaplan ağabey; iki-üç gün önce yanında Ali Tok olduğu halde, Yeni Asya gazetesine gider, Mehmet Kutlular Bey’le görüşür… Mustafa Kaplan ağabey; Mehmet Kutlular’a, “yayınevinden son çıkan bazı kitapları” takdim eder…

Mehmet Kutlular, bu ziyaretten ve kitaplardan dolayı çok sevinir ve Mustafa Kaplan’a der ki; “Gazetede bu kitapların ilânlarını yayınlayalım.”

Mustafa Kaplan, ertesi gün, “ilan anlaşması” yapması için Ali Tok’u gönderir Yeni Asya’ya…

Ne var ki, Kazım Güleçyüz başkanlığındaki Yeni Asya yönetimi, “bu kitapların ilânını yayınlayamayacaklarını” söyler ve Ali Tok’u geri gönderir!..

Mustafa Kaplan ağabey, şimdi soruyor:

“Pensilvanya Kardinali olan çete reisinin kitaplarını reklâm etmekte hiçbir beis görmeyen Yeni Asya, Tahşiye’ye bu tavrı niye aldı acaba?..

Kutlular Abi, niye kukla vaziyetine düşürüldü?..

Gazeteyi, Pensilvanya Çetesi mi ele geçirdi?..

Bunları sormayalım mı?”

Soralım, soralım…

Ki, “maske”ler düşsün!..