Mustafa Kemal, hilafete ve saltanata bağlılık yemini etmişti!

10 Kasım 1938’de ölen Mustafa Kemal, Sultan Vahideddin Han’ın huzurunda hilafete ve saltanata bağlı kalacağına dair yemin etmişti. Yaptıkları ve uygulamalarıyla bu yemine sadakat göstermediği açıkça görülen M.Kemal, ahde vefa göstermemişti.

İŞTE O HADİSE:

Takvimeler 16 Mayıs’ı gösteriyordu, günlerden Cuma…

Padişah Cuma Selamlığı’na çıkmış Yıldız Camii’ne gitmişti… Hüzün her zerreye inmişti. İzmir’in bir gün önce işgal edilmesinin hüznü…

Namazını bu elem havasını teneffüs ederek tamamladı Vahideddin. Sonra camiin hükümdarlara ayrılan bölümüne “Mahfil-i Hümayuna” geçti. Vedaya gelen bir yolcuya;

“Uğurlar olsun” diyecekti. Odada dört kişiydiler; Sultan Vahideddin Han, Sadrazam Ferid Paşa, Başyaver Avni Paşa ve Tuğgeneral Mustafa Kemal Paşa.

Ortadaki ayakları altın varaklı mermer masanın üzerinde Kur’an-ı Kerimduruyordu. Yazısı tezhibinden, tezhibi cildinden, nefis el yazması bir Kur’an-ı Kerim.

Sadrazam’ın dışında herkes askerî üniformasını giymişti.

Masaya doğru birkaç adım attı Vahideddin… Sadrazamla Avni Paşa da hükümdarı takip edip bir adım gerisinde durdular.

Herkes ayaktaydı.

Mustafa Kemal Paşa asker adımlarla ilerledi. Masanın öteki tarafına, padişahın karşısına geçti. Askerî tavrına ruhanî bir hava verip, sağ elini Kur’an-ı Kerim üzerine koydu ve öbür elindeki küçük kağıdı okumaya başladı;

“…Hükümet tarafından düzenlenip padişahın tastikine bağlanan 21 maddelik özel talimatta açıkça belirtilmiş olan geniş yetkilere dayanarak Anadolu vilâyetlerindeki bütün mülkî ve askerî memurlar üzerinde icrasına memur bulunduğum teftişleri ve tahkikatı halife hazretlerinin arzusu dahilinde iftihar kaynağım ve padişah kullarının övüncü olan tam bir sadakatle ve elimden gelen bütün kuvvetle yerine getireceğime vallahi billahi”.

Sonra mırıltı halinde “Cenab-ı Allah Muvaffak etsin” sözleri işitildi.

Vahideddin Han, bu yemin merasimini seneler sonra Sanremo’da kendisiyle beraber sürgünde olan eski başyaveri Avni Paşa’ya hatırlatacaktı.

Tahta çıkar çıkmaz sert emirler veren paşa ve bakanların, hatta meclis başkanlarının bile huzuruna her istediğinde çıkmasına müsaade etmeyen ve kapıdan çeviren Sultan Vahideddin Han, Mustafa Kemal’i hiç geri çevirmemiş, ne zaman istese kabul etmiştir. Bu durum Sultan’ın hain, Mustafa Kemal Paşa’nın ise bu vatanı kurtaran gerçek kahraman olduğu gerçeği ile biraz çelişmiyor mu?Yani, bir hain niçin her defasında Mustafa Kemal gibi hayatı kahramanlık ve vatan için fedakârlıklarla dolu bir adamı huzuruna kabul eder de, görüşme isteklerini reddetmez… Bu durum sizce neyin göstergesi?

Bu ikili ilk defa, 15 Aralık 1917 ile 4 Ocak 1918 arasında beraber yaptıkları Almanya seyahetinde bir araya geldiler. Hükümdarla Paşa’nın daha sonraki kayıtlı görüşmeleri şunlardır:

5 Ağustos 1918’de Dolmabahçe Camii mahfilinde, 9 Ağustos 1918’de Dolmabahçe’de Valide Camii mahfilinde, 16 Ağustos 1918’de yine aynı mahfilde, 15 Kasım 1918’de, 22 Kasım 1918’de, 29 Kasım 1918’de ve 20 Aralık 1918’de Yıldız Camii mahfilinde, 15 Mayıs 1919’da Yıldız Sarayı’nda ve 16 Mayıs 1919’da Yıldız Camii mahfilinde olmak üzere Almanya ziyaretinde geçirdikleri 19 günün dışında tam 9 kez görüşmüşler… tam 9 kez. Bir vatan haininin, tam 9 kez  bir  kahramanı  görmeyi  midesi kaldırır mı? Ya da bir kahramanın midesi bir hainle 9 kez görüşmeyi kaldırabilir mi?…

Politikacı, asker yahut sivil, Mustafa Kemal’e ve Cumhuriyet’e muhalif olanların seneler boyu söyledikleri, “Yeminini tutmadı” ifadesinde kastedilen yemin, zannedilenin aksine Paşa’nın 10 Şubat 1902’de Harp Okulu’ndan mezun olurken ettiği Padişaha sadakat yemini değil, işte bu yemindi.

Kaynak: Ahmet Anapalı, Kurtuluşun Faturasını Ödeyen Adam, Sayfa: 197

mustafa-kemal-hilafete-ve-saltanata-baglilik-yemini-etmisti-h1447143479-65c3d7