Sinan Çetin’den muhalefeti kızdıracak sözler

Daha önce AK Parti’ye oy verdiğini açıklayınca linç edilen ünlü yönetmen Sinan Çetin, yine bazı çevreleri kızdıracak açıklamalar yaptı.

Ünlü yönetmen Sinan Çetin, Esra Elönü’ye çarpıcı açıklamalar yaptı.

İşte o röportajdan satır başları:

Bu yoğun kutuplaşma ortamında bizi ne birleştirir? Kutuplaşıyoruz diyenlerin hepsi kutup başı…

Birleşmemiz şart mı? Bence herkes kendi evinde oturup huzur içinde birleşmeyerek yaşarsa zaten birleşmiş oluruz. Çünkü insanların fikirlerinin, düşüncelerinin ayrı olması kadar güzel bir şey yok. İnsanların birbirleriyle aynı fikirde olması kadar da sıkıcı bir şey yok.O yüzden birleşmenin çok gerekli olduğunu da düşünmüyorum. Biz birbirimizden farklı fikirler taşıyıp yan yana yaşayabiliyorsak mesele yok… ki yaşıyoruz zaten… ki yaşadık zaten.

‘Kutuplaştık.’ ‘Nereye gidiyoruz?’ diyenler var…

‘ERDOĞAN’A TAHAMMÜL EDEMEYENLER…’

Kutuplaştık diyenler düşünsün, ben hiçbir kutuplaşma içinde olmadım. Hayatım boyunca da herhangi bir kutbun içinde yer almadım. İnsanların, bir kalabalığın içinde olma refleksine hiç bir zaman sahip olmadım. Bütün mesele tahammül etmek. Erdoğan’a tahammül edemeyenler kutuplaşma olarak ele alıyorlar meseleyi. Ama buna tahammül edecekler, çünkü demokrasi diye bir vakıa var ortada.

Yandaş mısın?

Değilim. Ben hayatım boyunca bir topluluğun ne yanında oldum ne yandaşı oldum. Hiçbir grubun içinde kendime yer bulamadım. Zaten almazlar beni. Yani eğer yandaşsam AK Partililerin arasında yerimin olmadığını düşünüyorum. Eğer AK Partililerin karşısındaysam onların arasında da yerimin olmadığını düşünüyorum.

Araftasın yani…

Araftakilerin de beni aralarına alacaklarını sanmıyorum. Almasınlar da zaten. Ortada bir grup kavramı varsa ben içinde değilim. Hiçbir kalabalığa dahil olmam. Allah kimseyi bir kalabalığın içinde yaşamak zorunda bırakmasın.

1 Kasım seçim sonuçlarına baktığında sence kim kazandı?

‘YARI AYDINLIK TİPLER KAYBETTİ’

Bir kere, kendi bilincinin kibriyle, Türkiye halkının bilincini küçümseyen, onlara cahil muamelesi yapan, her lafının başında eğitim şart diye konuşan yarı aydınlık tipler kaybetti. Çünkü maalesef demokrasi diye bir şey var. Seçmenler şöyle bir baktı ve ortada istikrar olmayınca eve ekmek götüremeyeceklerini, çorbalarını kaynatamayacaklarını gördüler. İktidar olması en muhtemel parti AK Parti olduğu için de gidip AK Parti’ye oy verdiler.

‘MUHALEFET AĞIR YENİLGİ ALDI’

Aslında kazanan halkın sağduyusu oldu. Çünkü AK Parti’nin sahip olduğu iktidar şansına hangi parti sahip olsaydı ona oy vereceklerdi. Bu CHP olsaydı CHP’ye, MHP olsaydı MHP’ye, HDP olsaydı HDP’ye verilecek bir destekti. Tabii bu ülkenin en büyük ihtiyacı olan muhalefetin de ağır bir yenilgi aldığını söyleyebiliriz. AK Parti’nin ciddi ve vizyoner bir muhalefete ihtiyacı var. Bu tip bir muhalefet AK Parti ile kol kola girerek Türkiye’yi adeta jet gibi havaya kaldırır.

‘BU MU YANİ MUHALEFET?’

Mesela havaalanına, köprüye, yola karşı çıkan bir muhalefetin nasıl bir vizyonu olabilir? Havaalanında yer olmadığı için uçaklar havada dolanıp duruyorlar, biz bunun sonucunda adeta karbondioksit yağmuruna tutuluyoruz ama hala ‘3. havaalanı istemiyoruz’ diyorlar. Bu mu yani muhalefet? Halbuki 3. değil 5. havaalanını niye yapmıyorsunuz diye sormanız lazım… Bu ülkenin aydınları, Emek Sineması’nın kapanmasına gösterdikleri tepkinin binde birini bu ülkenin demokrasisinin gelişmesi için gösterebilselerdi çok büyük mesafeler katedebilirdik. Madem muhalefet yapacaklar, ‘Ey AK Parti neden gizli kapaklı görüşüyorsun? Getir Apo’yu Meclis’e, orada görüş ne görüşeceksen’ demeliler. CHP neden şu sloganı savunmuyor mesela; ‘Apo parlamentoya…’ Böylece AK Parti bu konuyu sömürüyor tezlerini de alaşağı edebilir… CHP böyle bir hamlede bulunsa inan bana çözüm sürecine yaptığı katkıdan dolayı çok daha fazla oy alır.

Hangi partiye oy verdin?

2002’de AK Parti’ye oy verdim. Daha sonra ise hiçbir seçimde sandığa gitmedim ve demokrasi oyunundan dışarı attım kendimi. Çünkü Ak Parti’ye oy verdiğim için ve bunu da anons ettiğim için büyük bir saldırı ile karşı karşıya kaldım. Mesela gecenin ikisinde sarhoş Cihangirli entellerin ‘Sinan Çetin seni burada istemiyoruz’ gibi abuk sabuk laflarından tut da yandaş etiketine kadar çeşitli saldırılar yaşadım.

Kendine sanatçıyım diyenlerin HDP için oy propagandası yapmasına bir çift sözün var mı?

‘ERDOĞAN’DAN NEFRET ETMEK ONLARA UCUZ BİR KARİYER SAĞLIYOR’

Mesele şu Esra, moda diye bir şey var. Moda sadece elbisede ya da saç şeklinde olmaz, fikirlerde de olur. Tayyip Erdoğan’dan nefret etmek onlara ucuz bir kariyer sağlıyor. Bu o kadar kolay elde edilebilen bir kariyer ki. Bu kafaya göre Tayyip Erdoğan bir köylü ve biz ondan nefret ettiğimiz için yüksek bilince sahip entelleriz. Yani Tayyip Erdoğan’dan nefret etmek kolay yoldan aydın olmak aslında. Bu durumun arkasında ne bir entelektüel çaba, ne bir sosyolojik analiz ne de hakkaniyet var, burada sadece duygusal bir aidiyet hissi var.

‘ERDOĞAN KARŞITI OLMAK MODA’

Mesela, Sovyetler yıkılmadan önce Türkiye’deki bütün sinemacılar ve reklamcılar solcuydu. Yani kapitalizmin borazanı reklam ajansları solcularla doluydu ve ben komünizmin insanlığın en büyük cehennemi olduğunu gördüm. Bunu da açık yüreklilikle söyledim. ‘Komünizm büyük bir diktatörlüktür, başarı kazanmak yasaktır, mülkiyet edinmek yasaktır, ülkeden dışarı çıkmak yasaktır ve böyle bir yer de cehennemdir’ dedim. O andan itibaren bütün sinemacılar bana sırtlarını döndüler çünkü o dönem solcu olmak, komünist olmak modaydı. Şimdi de Erdoğan karşıtı olmak moda. Aslında aynı toplumsal bilincin birer tezahürü bu durum.

Bütün yönetmenler Tayyip Erdoğan’ın filmini çekmek istiyor ama kimse cesaret edemiyor niye?

2002 ile 2007 arasında Tayyip Erdoğan’ın yaptığı devrimleri film yapmak için müthiş istekliydim ve bu konuda Tayyip beyin kalpten desteğine de mazhar oldum. Sonra araya reklamlar girdi, filmler girdi ve ben bir türlü bu projeyi hayata geçirmeye fırsat bulamadım. Bu arada ben Tayyip Erdoğan nefreti ile dolup taşan arkadaşlarla yan yana yaşıyorum. Benim çevremde benim gibi düşünen en fazla bir-iki kişi bulabilirsiniz ama sonuçta Cihangir’de yaşıyorum. Bu çevreden korktum mu hayır asla korkmadım… Fakat bu insanlarla uğraşmaya da değer bulmadım. 62 yaşında değil de 28 yaşında olsaydım sessiz bir devrimin yaşandığı o dönemin filmini çeker ve o kavgaya girerdim.

Tayyip Erdoğan filminin senaryosunu yazdın yani?

Yazdık tabi… 360 sayfalık, çok değerli insanların elinin değdiği harika bir senaryomuz var. Filmi bir şekilde çekmediğim için Tayyip Bey’e de ayıp oldu açıkçası. Çünkü filmi benden başkasının çekmesini istemezdi. Zaten bana da söyledi ‘Sen çek’ diye ama olmadı işte… Bazen her şeyi yapamıyoruz.

En son Ülke Tv’de sunduğum Arafta Sorular programımda ‘Türkiye’nin adı Osmanlı olmalı’ çıkışın niye yanlış anlaşıldı ben anlamadım.

‘NE OLUR YANİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN ADINI KOYANLAR BİR YANLIŞLIK YAPTIKLARINI DÜŞÜNSE…’

Bak tane tane anlatıyorum… Osmanlı’da inanç özgürlüğü serbestti. Cumhuriyet sonrası ise toplum mühendisliği yapılarak inanç özgürlüğü kısıtlandı. Yine etnik olarak Türkiye Cumhuriyeti yerine Anadolu Cumhuriyeti denseydi 25 milyon Kürt kendini öteki hissetmezdi. Sadece Kürtler de değil Ermeniler, Rumlar, Yahudiler de yine onlarca sıkıntıyı yaşamazdı. Ne olur yani Türkiye Cumhuriyeti’nin adını koyanlar bir yanlışlık yaptıklarını 10 saniyeliğine düşünse? Hakikaten Anadolu Cumhuriyeti fena olmaz mıydı?

‘CEMAAT BENİ ŞAŞIRTTI’

Cemaat ile ilgili hayal kırıklığı yaşadın mı?

Evet, şaşırdım…

O zamanlarda Türkçe Olimpiyatlarında ne görüyordun?

Benim gördüğüm şey şuydu; İslam’ın modern halinin, dünyayla bütünleşmiş pozitif milliyetçiliğin, Türkçe şarkı söyleyen yüzlerce farklı etnik kültüre mensup insanın olduğu barışçıl bir platform. O yüzden de kolektivist bir duyguyla onları alkışladım ama sonra bu ülkenin seçilmiş başbakanının kollarına kelepçe vurmak, hükümeti ele geçirmek gibi bir durum ortaya çıktı, bunu şiddetle reddetmelerini bekledim, hala da bekliyorum.

Kürt meselesi çözülürse ne olur?

Türkiye eğer Kürt meselesini çözüme kavuşturursa beş sene içerisinde Avrupa’nın en zengin en demokratik ülkesi olur.

Hakkındaki en efsanevi yalan?

AK Parti’den yarar sağladığım. Bir diğeri de zengin olmam.

Cihangir in yarısı senin mi gerçekten?

İsterdim ama benim değil.

Bende kalmasın sizde kalsın diyeceğin son söz.

AK Parti’ye neredeyse her saniye sövüp AK Parti’nin yönettiği devletten trilyonlarca para alıp film çekenler yandaş olmuyor da AK Parti’den bırak bir kuruş almayı, AK Parti tarafından stüdyosu kapatılmış, milyarlarca vergi cezası kesilmiş, sırf AK Parti ye oy verdim deyince neredeyse bütün reklam ajanslarının iş yapmayı kestiği ben yandaş oluyorum… Peki, pişman mıyım, kesinlikle değilim.

Kategori:

Genel, Haber

Etiketler:

,